Yeşil çay içenlere müjde

Özellikle son yıllarda, kullanım oranında artış gözlenen yeşil çayın faydaları saymakla bitmiyor. Türk Fitoterapi (Bitkilerle Tedavi) Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekrem Sezik, yeşil çay içilen Uzakdoğu ülkelerinde yapılan araştırmalarda, günde 4 -5 kupa yeşil çay içilmesi halinde kalp-damar hastalıklarına yakalanma riskinin azaldığı, total kolesterolün yeşil çay içmeyenlere göre yüzde 11 civarında düştüğü şeklinde sonuçlar elde edildiğini belirtti.

Yeşil çay, antioksidan etkisinden dolayı, kolon, göğüs, küçük hücreli akciğer kanseri, prostat kanseri gibi kanserlere karşı koruyucu etki sağlıyor. Teanin ve kafein ise beyinde düşünme gücünü artırıcı etki yapıyor.

Yeşil çay tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalar da var. Açıkta sergilenerek satılan yeşil çay, sağlık için zararlı farklı maddelerin tüketiciye bulaşmasına sebep olabiliyor. Bu konuda daha dikkatli olmakta yarar var. Yeşil çay hakkında internette çok fazla bilgi kirliliği olduğunu da belirten Prof. Dr. Ekrem Sezik internette yazılan her bilgiye itibar edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Yeşil çayın sağlıklı bir şekilde hazırlanması ile ilgili püf noktalarını da paylaşan Ekrem Sezik, “Ülkemizde çoğunlukla poşet yeşil çay kullanılıyor.

Tüketici kaynar su ilâve ettiği çayı 5 dakika bekletip çıkarıyor ve içiyor. Yapılan bir araştırma sonucunda, antioksidan etkiye sahip madde olan kateşinlerin önemli bir kısmının demlemenin ilk 5 dakikasında suya geçtiği ve eğer ortamda limon varsa madde geçiş hızının arttığı tespit edilmiştir. Yani, kupaya küçük bir limon dilimi ve yeşil çay poşetini koyup üzerine sıcak su ilâve edip 5 dakika civarında beklettiğinizde yeterli miktarda antioksidan maddenin suya geçmesi sağlanmaktadır” dedi. Sezik, değişik aromalara sahip yeşil çayların kullanılmasının etkinliği azaltıcı bir etkisinin bulunmadığını da belirtti.

Bıldırcın yumurtası her derde deva

Halkın daha çok sütün içine kırarak içtiği bıldırcın yumurtası, solunum yolu hastalıklarının iyileşmesinde önemli rol oynuyor.

Veteriner Fakültesi’nin uygulama alanında yetiştirilen yaklaşık 300 adet bıldırcın yumurtası piyasada her gün alıcı buluyor.

Öksürük, astım, bronşit, nefes darlığı, mide, karaciğer ve göğüs hastalıkları tedavisinde, çocukların gelişiminde ve iştahlarının arttırılmasında, hastaların ameliyat sonrası çabuk şifa bulmasında, kansızlık ve anemi tedavisinde kullanılan bıldırcın yumurtası daha birçok hastalık için şifa kaynağı. Temiz bir ortamda yetiştirilen ve günlük bakımları yapılan bıldırcınlar neredeyse her gün yumurtluyor.

Yılda yaklaşık 300 yumurta veren bıldırcınlar, bazı turistik yerlerde de ateşin üzerinde pişirilerek yeniyor. Etinin lezzetli olmasından dolayı bazı restoranlar tarafından tercih edilen bıldırcından 150 gram et çıkıyor.

Bıldırcının hem etinden hem de sütünden faydalanıldığına dikkat çeken Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. M. Mustafa Oğan, bıldırcınların 2 ay gibi kısa sürede kesim aşamasına geldiğini söyledi.

Bıldırcın yumurtasının içinde bol miktarda protein bulunduğunu hatırlatan Oğan, “Astım ve solunum yolu rahatsızlıklarına karşı faydalı olduğu biliniyor. Bu özelliklerinden dolayı eskiden fazla bulunmayan bıldırcın yumurtasının tüketimine son yıllarda önem veriliyor” dedi.

Yapılan bıldırcın ıslah çalışmalarından sonra yumurta ve et üretiminde artış yaşandığına dikkat çeken Oğan, bıldırcın sayısının daha da artacağını söyledi.

İHA

Dikkat! Ten renginiz hasta edebilir

Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yüksel Oltulu, “Açık tenli ve güneşe hassas ciltlerin de önlem almaları özellikle sağlık açısından çok önemli” dedi.

Yüzdeki güneş lekelerinin genellikle üst dudak, yanaklar ve alın gibi güneşe açık bölgelerde gözlendiğini söyleyen Dr. Oltulu, “Güneş lekeleri deride koyu renkli, düzensiz, deriden kabarık olmayan lekeler şeklinde kendini gösterir. Derin tip güneş lekesi mavi-gri, karışık tip güneş lekesi kahve-gri refle verebilir. Güneş lekesi genellikle yaz aylarında ve solaryum sonrasında koyulaşma eğilimi gösterir. Tedavisi lekenin büyüklüğüne göre planlanır. Hafif lekelerde kimyasal peelingle soyma işlemi yapılarak sonuç alınıyor. Daha derin ve büyük lekelerde ise lazerle soyma işlemi yapılmaktadır. Güneşe karşı hassas olan insanların yaz aylarında güneşlenmemeleri, solaryuma girmemeleri özellikle cilt kanserleri açısından çok önemlidir” diye konuştu.

Uzm. Dr. Yüksel Oltulu, “Açık tenli ve güneşe hassas ciltlerin de önlem almaları özellikle sağlık açısından çok önemlidir. Vücudunda deriden kabarık, kenarı düzensiz görünümde koyu renkli beni olanların da bu bölgeyi güneşten korumaya özen göstermeleri gerekiyor. Güneşten korumak için seçeceğiniz ürünün hem UVA hem de UVB ye karşı koruyucu olmasına dikkat edin ve özellikle ilk günlerde daha yüksek koruma faktörü olanları tercih edin” şeklinde konuştu.

Güneş koruyucularının, tedavinin en önemli basamağı olduğunu vurgulayan Dermatolog Dr. Oltulu, “Kişiler ciltlerini tahriş edici ürün kullanımından kaçınmalıdırlar. Lekeye neden olabilecek dahili hastalıktan şüpheleniliyorsa onun araştırması yapılmalıdır. Leke tedavisinde kullanılan renk açıcı kremler; hidrokinon, retinoik asit, azeleik asit, kojik asit, arbutin ve glikolik asit gibi maddeler içerir. Tedavinin mutlaka dermatolog kontrolünde yapılması gerekir. Tedavide alınacak cevap iki ay sonra kendini belli etmeye başlar. Mutlaka güneş koruyucuyla birlikte kullanılmaları gerekir” açıklamasında bulundu.

Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yüksel Oltulu şu bilgileri verdi:

“Leke tedavisinde meyve asitli peelingler ve TCA peeling tedavide kullanılabilir. 1-4 hafta aralıklarla ortalama 5 seans tedavi gerekmektedir. Kimyasal peeling cildi yenileyerek ve kullanılan leke ilaçlarının emilimini arttırarak etkili olabilmektedir. Kimyasal peeling koyu tenli kişilerde dikkatli uygulanmalıdır. Derine kaçan kimyasal peeling işlemlerinde lekelerde artış olabilir.

Bu yüzden kimyasal peeling çok dikkatli uygulanmalı, cildi soymak adına agresif davranılmamalıdır. Plazma yani PRP yöntemi leke giderilmesinde lazer ile kombine edildiğinde leke tedavisinde başarılı olabiliyor. Genel olarak cildin lekeli kısımları, güneşten daha fazla hasar görmüş cilt alanlarıdır. PRP yöntemi leke tedavisinde 2 ila 4 haftalık aralarla 3-4 seans yapılması gerekir.

Cildi yoğun şekilde onaran PRP yöntemi ve leke lazerlerinin birlikte kullanılması lekelerin kaybolmasını veya azalmasını sağlayabiliyor. Aynı zamanda cildin gençleşmesine de katkıda bulunuyor.”

İHA

Güneş kremleri ne kadar koruyor

Kuru ciltler krem, yağlı ciltler losyon formunda güneş kremi tercih etmeli. Lekeli ciltler için pigment önleyici, damar çatlakları durumundaysa damar çatlamasını engelleyici güneş kremleri seçilmeli. 30 üzeri faktörlerin kişiye fazladan bir yararı olmadığı unutulmamalı, vitamin içeren güneş kremlerinin yararlı olduğu bilinmeli. İşte güneş ve güneş kremleriyle ilgili gerçekler…

Kendimizi yaza hazırlama zamanı geldi. Cildimiz kışın getirdiği bazı sıkıntıları yaşadı ve avantajları kullandı. Yaz bizim için bazı sorunlar getirecek olsa da bazı avantajlar da oluşturacak. Kışın güneşten uzak kalan ciltler soluyor, parlaklığını ve rengini kaybediyor, ultraviyole olmadığı için D vitamini sentezi duruyor. Bir yandan soğuk hava, bir yandan kaloriferli ortam derimizi kurutuyor. Üstelik derimizde yağ ve ter yapımı da azalıyor. Oysa yaz mevsimi kapıda. Bu mevsimde cildimiz güneşin etkisiyle daha da renklenecek, canlanacak, D vitamini sentezi yapacak ve kemiklerimiz kuvvetlenecek. Ancak dikkatli olunmaması halinde cilt, güneşin hasarlarına da açık hale gelecek.

Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Ataman, her mevsimin olumsuz yönlerini lehimize çevirmenin elimizde olduğunu söylüyor. Güneş kremlerinin hiçbirinin yüzde 100 koruyucu olmadığını dile getiren Dr. Ataman, “Kişi güneş kremi sürse bile D vitamini sentez edebiliyor.

Yine de krem sürmeden güneşlenilmemesi gerekiyor” diyor ve şunları öneriyor:

MAKSİMUM 3 SAAT ETKİLİ 

Güneşe çıkmadan 20 dakika önce güneş kremi sürün. Güneşe çıktıktan sonra bir kat daha sürün.  Koruyucunuz güneş altında maksimum 3 saat etkili olur. Çok yüzüp havluyla çok kurulanmanız halinde güneş kreminiz cildinizden uzaklaşır. Bu nedenle hemen yerine koymak için tekrar sürmeniz gerekiyor.  Güneş kreminizi sürerken yeterli miktarda uygulayın.  Güneş kreminiz olsa bile sabah 10.00 ile öğlen 16.00 saatleri arasında güneşe çıkmanın sakıncalarını unutmayın.

CİLT TİPİNİZE GÖRE TERCİH YAPIN

Güneş kremlerinin öncelikle cilt tipine uygun olması gerekiyor. Cilt, 7 tipe ayrılıyor. 1’inci cilt tipinde ‘Kelt ırkı’ denilen, beyaz tenli, mavi gözlü, sarı saçlı olanlar bulunurken, 7’nci cilt tipinde, ‘pigmenti fazla olan zenciler’ yer alıyor. Türklerin bu sıralamada 3’üncü 4’üncü sırada bulunduğu düşünüldüğünde, cildi çok beyaz olanların en az 30 faktör koruyucu kullanmaları gerekiyor. Güneş kreminin cildin yapısına göre tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Ataman, “Kuru ciltler kremi, yağlı ciltler losyonu, alerjik ciltler ise mineral olanları tercih etmeli” diyor.

ÖZEL DURUMLARA BAKILMALI

Güneş koruyucu ürünleri tercih ederken kişinin yaş, gebelik gibi özel durumlarının da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çocuk ve gebeler için genelde kimyasal içermeyen fiziksel filtreler, yaşlılar için daha yoğun, krem formunda olan ürünler öneriliyor. Kişi cilt kanseriyse doktor kontrolünde bağışıklık sistemini koruyucu özel kremler kullanması gerekiyor. Dr. Ataman, “Güneş kremlerinin kişinin hastalığına göre seçilmesi gerekiyor” diyor. Kişinin lekeleri varsa pigment önleyici, damar çatlamasını engelleyici, alerjik ciltlere özel göz yakmayan güneş kremleri bulunuyor. Güneş kremi kullanılmalı çünkü: Güneş yanığından (cildin su toplaması, kabarması, acıması ve kaşınması) korur.  Cilt yaşlanmasından korur.  Cilt lekelenmesinden korur.  Cilt kanserinden korur. 30’un üzerindeki faktörün fazladan faydası yok.

30’UN ÜSTÜNDEKİ FAKTÖRLERİN KİŞİYE FAZLADAN BİR YARARI BULUNMUYOR

Amerika’da 30’un üzerinde SPF yazılmasının yasak olduğu belirtiliyor. Avrupa’da 50 üstü yazılıyor ama 30 ile 50 arasında yüzde 1-2 gibi bir fark bulunuyor. Bu nedenle 30 faktör uygun olarak kabul ediliyor. Kişi çok koyu tenliyse 10-15 koruma faktörlü güneşten koruyucu ürün kullanması yeterli oluyor. Dr. Funda Ataman “Dermatologlar olarak bizler, insanların orijinal renklerini korumalarını ve bronzlaşmamalarını istesek de bronz görünmek isteyenlere cildi uzun süre boyayan otobronzanları öneriyoruz. Çünkü bu maddelerin cilde sürüldükleri zaman az da olsa güneşten koruyucu etkisi olduğu düşünülüyor” diyor.

VİTAMİN İÇEREN GÜNEŞ KREMLERİ FAYDALI

Güneş kremleri antioksidan etkili olup; E, C ve D vitamini içerenler güneşe karşı koruma sağlıyor. Bunun krem ya da hap olarak tüketilmesi yararlı bulunuyor. Kişinin güneşe karşı alerjisi varsa ve çok beyazsa hap içmesi öneriliyor. C vitamini hap ya da gıda yoluyla alınabiliyor. Bu vitaminler sayesinde kişinin güneşe karşı direnci artıyor ve ciltteki güneş hasarı azalıyor.

AİLE BOYU SPREYLER

Kişinin cilt yapısına göre değişiyor. Kuru ciltler için krem, yağlı ciltler için losyon ve sütler, karma ciltler için ise sıvı krem koruyucuların kullanılması gerekiyor. Geniş vücut yüzeyi için yapılacak güneşlenmede aile boyu spreyleri tercih etmekte yarar bulunuyor. Yüz için ise leke giderici ya da antiaging güneş kremlerinden yararlanılıyor.
GÜNEŞ, KAHVERENGİ LEKELERİ ÇOĞALTIYOR

Daha çok kadınlarda görülen kahverengi lekelerin birçok nedeni bulunuyor. Bunlar; genetik yatkınlık, kansızlık, vitamin eksiklikleri, yanlış beslenme, hipertiroidi, Addison gibi hastalıklar nedeniyle hormonal değişiklikler, doğum kontrol haplarının kullanımı ve gebelik olarak sıralanıyor. Bu süreçler nedeniyle kullanılan ilaçların bazıları güneş ışığına karşı duyarlılık nedeni olabiliyor. Güneş bu duyarlılığın ortaya çıkışını hazırlayan ve hızlandıran bir faktör olarak görülüyor.

Fazla güneş travma nedeni

Doç. Dr. Mustafa Özdemir, yaz mevsiminde güneş ışınlarına karşı cildin oldukça savunmasız olduğunu belirterek, “Güneş ışınlarının direkt vücuda teması deri, saç, yüz ve tırnak travmalarına yol açabilir” dedi.

Doç. Dr. Özdemir, güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde vatandaşların kendilerini korumasında yarar olduğunu, kapalı mekanların tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

Güneş ışınlarının yoğun olduğu anlarda sağlık ve eğlence amaçlı yürüyüş ve yüzme faaliyetlerde bulunulmaması gerektiğini ifade eden Özdemir, cildin koruması açısından giyecek seçiminin de önem taşıdığını dile getirdi.

Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özdemir, etkili bir güneşten koruma için sık dokumalı yapıya sahip ipek ve polyester türü giyeceklerin tercih edilebileceğine işaret ederek, “Çok açık renkli kıyafetler güneş ışınlarını cildimize yansıtabileceği için çok tavsiye edilmemektedir. Uygun şapka ve güneş gözlükleri kullanımı da güneşten korunmaya yardımcı olacaktır. Güneş ışınlarının direkt vücuda teması deri, saç, yüz ve tırnak travmalarına yol açabilir” diye konuştu.

Güneş ışınlarına karşı çeşitli kremlerin kullanılmasında da yarar olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Özdemir, kremlerin 2 ile 4 saat arasında koruma sağladığını kaydetti.